Avrupa Birliği Organik Tarım Mevzuatında Heterojen Materyal Kavramı ve Türkiye'deki Uygulama Çerçevesi
1 Ocak 2025 itibariyle 3. Ülkelerde de yürürlüğe giren 2018/848 sayılı yeni Avrupa Birliği organik tarım yönetmeliği, özellikle çoğaltım materyallerinin tanımı ve sertifikasyonuna ilişkin önemli değişiklikler içermektedir. Daha önce 834/2007 sayılı mevzuat kapsamında ayrı bir düzenleme alanı olan çoğaltım materyalleri, bu yeni düzenleme ile birlikte organik bitkisel üretim kapsamında değerlendirilmeye başlanmıştır. Artık A kapsamında bitkisel ürünlerin sertifikasyonuna yetkilendirilmiş kontrol kuruluşları, çoğaltım materyallerinin de kontrol ve sertifikasyon sürecini yürütebileceklerdir.
Bu yeni düzenlemede en dikkat çeken yeniliklerden biri, “organik heterojen materyal” kavramının mevzuata dahil edilmesidir. Bu materyaller; genetik olarak çeşitli bireylerden oluşan, doğal seleksiyonla evrilmiş, yeknesak olmayan ancak organik koşullara yüksek adaptasyon yeteneği gösteren materyaller olarak tanımlanmıştır.
Organik Heterojen Materyalin Tanımı
848/2018 sayılı Yönetmelik, organik heterojen materyali şu şekilde tanımlar:
“Organik heterojen materyal”, aşağıdaki özellikleri taşıyan, bilinen en düşük taksonomik düzeydeki tek bir botanik taksona ait bir bitki topluluğunu ifade eder:
(a) Ortak fenotipik özellikler gösterir;
(b) Bireysel üreme birimleri arasında yüksek düzeyde genetik ve fenotipik çeşitlilik bulunur;
(c) 2100/94 sayılı Konsey Tüzüğü’nün 5(2) maddesi anlamında bir çeşit değildir;
(d) Farklı çeşitlerin bir karışımı değildir;
(e) 2018/848 sayılı Tüzük hükümlerine uygun şekilde üretilmiştir.
Bu tanım, klasik tohumculuk anlayışından önemli ölçüde farklıdır ve endüstriyel tarımda hâkim olan homojenlik ve yeknesaklık anlayışına alternatif bir üretim modeline zemin hazırlar.
Endüstriyel Tohumculuk Sistemi ve Heterojen Materyalin Getirdiği Açılım
Modern tohumculuk sektörü, yüksek verim, hastalık ve zararlılara dayanıklılık gibi özellikler üzerine inşa edilmiştir. Bu yapı, hibrit ve genetiği değiştirilmiş organizmaların yaygınlaşmasıyla birlikte daha da merkezileşmiş, birkaç çok uluslu şirketin sektörde belirleyici hale gelmesine neden olmuştur.
Tohumculuk mevzuatları genellikle ayrılabilirlik, yeknesaklık ve stabilite (DUS testleri) koşullarına dayanır. Bu koşulları karşılamayan popülasyon tipi materyallerin tescili ve pazarlanması mümkün olmamaktadır. Organik heterojen materyal kavramı, bu yapıya alternatif olarak ortaya çıkmakta ve çeşit istikrarına dayalı tescil sistemine gerek duymadan üretim ve pazarlama imkânı sunmaktadır.
Organik Heterojen Materyalin Sertifikasyon ve Pazarlama Süreci
1. Üretim ve Sertifikasyon Süreci
- Organik Koşullarda Üretim: Üretim, 2018/848 sayılı organik tarım mevzuatına uygun şekilde gerçekleştirilmelidir.
- Organik Sertifikasyon: Yetkili bir organik kontrol kuruluşu tarafından üretim süreci belgelenir.
- Tanıtım Dosyası: Üretici, çoğaltım materyalinin kökeni, üretim yöntemi ve karakteristiklerini içeren bir tanıtım dosyası hazırlar.
2. Tescil Yerine Bildirim Usulü
848/2018 sayılı Yönetmelik, klasik tescil sistemini kaldırarak üreticilere yalnızca “bildirim” yükümlülüğü getirmiştir. Bildirimde şu bilgiler yer almalıdır:
- Materyalin tanımı (tür, köken, üretim süreci, genetik yapı)
- Seçilme ortamı
- Bitki türü ve kullanım amacı
- Adaptasyon ve dayanıklılık avantajları
- Varsa deneme sonuçları
- Temsili örnek ve başvuru sahibinin bilgileri
Bildirim, iadeli taahhütlü mektupla ya da elektronik sistemle yapılabilir. Başvurunun kabulü, açık ret bildirilmediği takdirde üç ay sonunda zımni onay ile gerçekleşmiş sayılır.
Bu sürecin ardından, materyalin pazarlanması “organik heterojen materyal” ibaresiyle, etiket ve üretici bilgilerinin yer aldığı ambalajlar üzerinden mümkündür.
Türkiye'deki Mevzuatla Uyum ve Farklılıklar
Türkiye'de tohumculuk sektörü, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ve buna bağlı yönetmeliklerle düzenlenmektedir. Bu yasa kapsamında:
“Tohumluk üretimi, işlemesi ve ticareti, tescil edilmiş ve sertifikalandırılmış çeşitlere ait tohumluklarla yapılır.”
Bu hüküm, organik heterojen materyal gibi tescilsiz sistemlere açık değildir. Türkiye’de bu eksikliği bir nebze gidermek amacıyla 2018 yılında “Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlanmasına Dair Yönetmelik” yayımlanmıştır.
Yerel Çeşitler ve Organik Heterojen Materyal Arasındaki Benzerlikler
Yerel çeşitler:
- Genetik çeşitlilik gösterir,
- Kuşaktan kuşağa aktarılan, kültürel değeri olan tohumluklardır,
- Ayrılabilirlik, yeknesaklık ve stabilite testlerine tabi değildir.
Bu yönüyle organik heterojen materyal ile benzerlik taşırlar. Ancak yerel çeşitlerin üretimi, yalnızca kayıtlı üreticiler tarafından belirli miktarlarda yapılabilir. Pazarlama serbestisi yoktur.
Mevcut Durum ve Sorunlar
- Yerel çeşitlerin kayıt altına alınması için geliştirilen sistem, koruma ve tanıtım amaçlıdır.
- Yerel çeşitlerin çiftçilere ulaştırılması ve üretim süreçlerine entegrasyonu sınırlı düzeydedir.
Organik heterojen materyal doğrudan organik üretim ve pazarlama için tanımlanırken yerel çeşitler daha çok koruma ,kayıt altına alma ve kültürel değerlerin sürdürülebilirliği amacıyla düzenlenmiştir. Bu tarz ürünlerin tescil edilmiş gibi ulusal çapta pazarlaması yapılmasına izin verilmez. Kayıtlı üreticilerle sınırlı bir üretim söz konusudur. Dolayısıyla Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınmasına ilişkin mevzuatımız üreticiler tarafından üretilen yerel çeşitlerin üretimi ve dağıtımı ile ilgili ihtiyaçlara tam olarak cevap vermemektedir.
Sonuç ve Değerlendirme
AB 848/2018 sayılı yönetmeliği:
- Organik tarıma uygun,
- Genetik çeşitliliği yüksek,
- Tescilsiz ancak kontrollü,
- Pazar erişimi daha kolay bir çoğaltım materyali modeli sunmaktadır.
Bu model:
- Küçük üreticilerin sistem dışına itilmesini önlemekte,
- Bürokratik engelleri azaltmakta,
- İklim değişikliği ve lokal adaptasyon sorunlarına çözüm sunmaktadır.
Türkiye'de yerel çeşitlerin kayıt altına alınmasına ilişkin sistem, bu çerçevede yeniden değerlendirilmelidir. AB’de olduğu gibi, bildirim usulüyle üretim ve pazarlamaya izin verecek yasal altyapı oluşturulmalı; bu altyapı, hem yerel çeşitleri hem de organik heterojen materyalleri kapsamalıdır.
Bu, hem organik tarımı destekleyecek hem de Anadolu’nun sahip olduğu eşsiz biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilir şekilde kullanılması için bir fırsat sunacaktır.