Tarımsal Ürün Kontrol ve Sertifikasyon Kuruluşları Derneği
Bioçeşitlilik

Biyoçeşitlilik

Biyoçeşitlilik, bir bölgede bulabileceğiniz tüm farklı yaşam türleridir. Dünyamızı oluşturan hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve hatta bakteriler gibi mikroorganizmaların çeşitliliğidir. Bu türlerin ve organizmaların her biri, ekosistemlerde karmaşık bir ağ gibi birlikte çalışarak dengeyi korur ve yaşamı destekler. Biyoçeşitlilik, hayatta kalmamız için ihtiyaç duyduğumuz her şeyin temelidir: yiyecek, temiz su, ilaç ve barınak.
 
Günümüzde, bilinçsiz tarımsal uygulamalar dahil, insan faaliyetleri nedeniyle birçok tür yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Tarımsal üretimde biyoçeşitliliğin korunması, yalnızca çevresel sürdürülebilirlik açısından değil; üretimin devamlılığı, toprak sağlığı ve gıda güvenliği açısından da temel bir gerekliliktir. Organik tarım, biyoçeşitliliğin korunmasını ve geliştirilmesini üretim sisteminin merkezine alan bir yaklaşımdır. Uygulamalarında sentetik kimyasal pestisitler, herbisitler ve mineral gübreler kullanılmaz. Bu yaklaşım; toprakta yaşayan mikroorganizmaların, faydalı böceklerin, tozlayıcıların ve doğal düşmanların yaşam alanlarının korunmasını sağlar. Böylece tarım alanları, yalnızca üretim yapılan sahalar olmaktan çıkarak doğal yaşamın bir parçası hâline gelir. Artan tür çeşitliliği, zararlı organizmaların doğal yollarla dengelenmesine katkı sağlar ve ekosistemin kendi kendini yenileme kapasitesini güçlendirir.
 
Organik tarımda ürün rotasyonu, yeşil gübreleme, örtü bitkileri kullanımı ve yerel çeşitlerin tercih edilmesi gibi uygulamalar, tarımsal biyoçeşitliliği doğrudan destekler. Bu yöntemler sayesinde toprak yapısı korunur, erozyon riski azaltılır ve su tutma kapasitesi artar. Aynı zamanda genetik çeşitliliğin korunması, iklim değişikliği gibi çevresel risklere karşı üretim sisteminin dayanıklılığını artırır. Biyoçeşitliliğin korunması, organik tarımın denetim ve sertifikasyon süreçlerinde de temel değerlendirme kriterlerinden biridir. Organik üreticiler; çevredeki doğal alanları, su kaynaklarını ve komşu arazilerle olan etkileşimleri dikkate alarak üretim yapmakla yükümlüdür. Bu kapsamda tampon bölgeler oluşturulması, doğal habitatların korunması ve çevresel risklerin önlenmesine yönelik yöntemler büyük önem taşır.
 
Organik tarım, biyoçeşitliliği koruyan ve geliştiren bütüncül bir üretim modelidir. Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı, sağlıklı ekosistemlerin devamlılığı ve gelecek nesiller için güvenli gıda üretimi, organik tarımın biyoçeşitlilik odaklı yaklaşımı sayesinde mümkün olmaktadır. Bu yönüyle yalnızca bir üretim yöntemi değil; doğa ile uyumlu, sorumlu ve uzun vadeli bir tarımsal kalkınma anlayışıdır. Organik tarım uygulamaları kapsamında biyoçeşitliliğin korunması ve geliştirilmesi, ilgili ulusal ve uluslararası organik mevzuat hükümleri doğrultusunda değerlendirilmektedir. Tarımsal işletmede yürütülen üretim faaliyetleri; ekosistem bütünlüğünü bozmayacak, doğal yaşamı destekleyecek ve çevresel riskleri en aza indirecek şekilde planlanmış ve uygulanmaktadır.
 
Organik tarım faaliyetleri kapsamında biyoçeşitliliğin korunması ve geliştirilmesine yönelik uygulamalar; Türkiye Organik Tarım Mevzuatı, Avrupa Birliği Organik Tarım Mevzuatı ve ABD Ulusal Organik Programı (NOP) hükümleri doğrultusunda değerlendirilmektedir. Üretim faaliyetleri, ekosistem dengesinin korunması, doğal yaşamın desteklenmesi ve çevresel risklerin önlenmesi esas alınarak yürütülmektedir.
 
Mevzuat Çerçevesi
 
TR Organik Tarım Mevzuatı
 
5262 sayılı Organik Tarım Kanunu ve Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik uyarınca; organik üretimde biyolojik çeşitliliğin korunması, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ve çevresel dengeyi bozacak uygulamalardan kaçınılması zorunludur (Yönetmelik Madde 5, Madde 6).
 
EU Organik Mevzuatı
 
Regulation (EU) 2018/848, Madde 4 ve Madde 6 kapsamında; organik üretimin, biyolojik çeşitliliği koruyan, toprak biyolojik aktivitesini artıran ve ekosistem hizmetlerini destekleyen üretim yöntemlerine dayanması gerekmektedir.
 
NOP (ABD Ulusal Organik Programı)
 
7 CFR §205.200 ve §205.203 hükümleri doğrultusunda; üreticiler, doğal kaynakları koruyacak ve biyoçeşitliliği destekleyecek yönetim uygulamalarını hayata geçirmekle yükümlüdür.
 
Üretim alanlarında sentetik pestisitler, herbisitler ve kimyasal gübreler kullanılmamakta olup; zararlı ve hastalık yönetimi öncelikle önleyici, kültürel ve biyolojik yöntemler esas alınarak gerçekleştirilmektedir. Bu uygulamalar, EU 2018/848 Madde 12 ve NOP 7 CFR §205.206 ile uyumlu şekilde, faydalı organizmaların ve doğal düşmanların korunmasını desteklemektedir.
 
Toprak yönetimi; ürün rotasyonu, organik madde uygulamaları, yeşil gübreleme ve örtü bitkisi kullanımı yoluyla sağlanmaktadır. Bu uygulamalar, TR Yönetmelik Madde 10, EU 2018/848 Madde 5(f) ve NOP 7 CFR §205.203(a–c) hükümleri doğrultusunda, toprak verimliliğinin korunması ve biyolojik aktivitenin artırılmasına katkı sağlamaktadır.
 
Genetik çeşitliliğin korunması amacıyla, bölgeye uyumlu ve hastalıklara dayanıklı çeşitler tercih edilmekte; monokültür uygulamalarından kaçınılmaktadır. Bu yaklaşım, EU 2018/848 Madde 4(b) ve NOP 7 CFR §205.200’de tanımlanan ekolojik denge ve sürdürülebilirlik ilkeleri ile uyumludur.
 
Komşu arazilerden kaynaklanabilecek kimyasal sürüklenme, su kaynakları üzerinden bulaşma ve habitat bütünlüğünü etkileyebilecek riskler değerlendirilmiş; gerekli görülen alanlarda tampon bölgeler oluşturulmuştur. Bu uygulamalar, TR Yönetmelik Madde 7, EU 2018/848 Madde 9 ve NOP 7 CFR §205.202(c) kapsamında çevresel kontaminasyonun önlenmesine yönelik gereklilikleri karşılamaktadır.
BioçeşitlilikBioçeşitlilikBioçeşitlilik
Yükleniyor...