Son günlerde sosyal medyada, market raflarında ve tüketici bilincini artırmaya yönelik kampanyalarda en sık duyduğumuz kelimelerden biri: “Pestisit” ve “pestisit kalıntısı.” Peki, bu terimleri gerçekten ne kadar iyi biliyoruz? Zararlı mı, değil mi? Sağlığımıza etkileri neler?
Bu konu, yalnızca tüketicileri değil, üreticileri de yakından ilgilendiriyor. O halde gelin, hem soframıza gelen gıdalar açısından hem de tarımsal üretim boyutuyla pestisitleri daha yakından inceleyelim. Öncelikle, bu kavramları netleştirerek başlayalım!
Pestisit : Zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışımlardır. Yani tanımdan anlaşılacağı gibi aslında sadece tarımda kullanılan maddeler değildir ama bizim konumuz tarım olduğu için bu yazıda bahsettiğimiz pestisitleri de tarımda kullanılan pestisitler olarak düşüneceğiz. Bunlardan en çok bilinenleri
İnsektisit : Böcek, haşerelere karşı kullanılan ilaçlardır.
Fungusit : Funguslara (Mantar) karşı kullanılan ilaçlardır.
Herbisit : Yabancı otlara karşı kullanılan ilaçlardır.
Pestisit kalıntısı: Tarım ürünlerinin yetiştirilme ve işlenme süreçlerinde kullanılan pestisitlerin , gıda ürünlerinin yüzeyinde veya bazen içerisinde kalan izleri veya artıklarıdır. Bu kalıntılar pestisit hatalı yanlış kullanımı ile direk üründe olabileceği gibi olabileceği gibi , ürünler arası kontaminasyon, daha önceden kullanılan pestisitin toprağa yada suya bulaşması ya da rüzgarla taşınan ilaç partiküllerinin çevreye ve başka ürünlere bulaşması yoluyla da olabilir.
Paracelsus’un ünlü “Her şey zehirdir. Mühim olan dozdur” sözü pestisit kalıntılarının anlatmak için de çok yerinde bir söz oluyor. Çünkü yaş meyve sebzelerdeki zararlıların yok edilmesi için kullanılan bu maddeler doğru şekilde kullanılmadığında insan ve çevre sağlığını tehlikeye atabilecek boyutlara çıkabiliyor. Bunun yanında eğer doğru ve bilinçli kullanım sağlanırsa insan sağlığını tehdit edecek bir durum söz konusu olmuyor.
Dünyadan pestisit kullanımını tamamen kaldıramayacağımız için bizlere düşen görevler de bu kalıntıları en aza indirmek için alınacak önlemlerdir
Üretici ve tüketiciler olarak pestisit kalıntılarını en aza indirmek için hangi önlemler alınabilir? İşte bazı etkili yöntemler:
1. Sertifikalı ve Kontrollü üretim metodlarına Yönelmek: “Organik Tarım” “ İyi Tarım Uygulamaları” “ GLOBALG.A.P “ gibi pestisit kullanımının olmadığı veya kontrollü olduğu üretim metodları ile pestisit kalıntılarının azaltılması mümkündür . Organik tarımda sentetik pestisitlerin kullanımı yasaktır. Bunun yerine doğal yollarla zararlı kontrolü sağlanır. Organik tarım metoduyla hem pestisit kalıntılarından kaçınabilir hem de çevre dostu bir tarım modeline destek olunabilir. . İyi Tarım Uygulamaları ve Globalgap pestisit kullanımının her aşaması kontrollü ürüne sadece ihtiyaç olduğu anda üründe kayıp yaşamamak adına ilgili ürün ruhsatlı, bekleme sürelerine uyulan ve kaydedilen bir üretim metodudur. Bu sayede ve bunun sonucunda üründe herhangi bir kalıntı kalmadıktan sonra hasat edildiği için son aşlamada pestisit kalıntısı olmayan ürün elde edilebilmektedir.
2. Entegre Zararlı Yönetimi (IPM) Uygulamak Entegre Zararlı Yönetimi (IPM), kimyasal kullanımını en aza indirerek biyolojik, kültürel ve mekanik yöntemleri bir araya getiren bir yaklaşımdır. Zararlılarla mücadelede doğal düşmanlardan faydalanmak, mahsul rotasyonu yapmak ve dayanıklı çeşitler kullanmak IPM’nin temel unsurlarındandır. Bu şekilde pestisit kullanımına gerek kalmadan zararlılarla mücadele sağlanır.
3. Pestisit Kullanımını Doğru Şekilde Yapmak Kimyasal pestisit kullanımı kaçınılmaz olduğunda, dozaj ve uygulama zamanlaması çok önemlidir. Üreticilerin pestisit kullanımında:
Etiket talimatlarına tam olarak uyması,
Pestisit kullanımından sonra hasat için beklenmesi gereken sürelere uyulması
Uygulanması gereken miktardan daha fazla pestisit kullanımı yapılmaması
Doğru ekipman kullanarak aşırı püskürtmeden, ya da kontaminasyondan kaçınması gerekmektedir.
4. Ürünleri doğru zamanda hasat etmek: Kullanılan her pestisitin ürün üzerinde etkisinin geçmesi için bir yarılanma süresi vardır ve etiketlerde bu süreler yazar kimi ürün ve pestisit için 3 gün olan bu süre kimi ürün ve pestisit için 14 gün olabilir, eğer bu süreler beklenmeden ürün hasat edilirse işte o zaman “pestisit kalıntısı “dediğimiz bu kalıntılar ürün üzerinde kalır , bunu önlemek için pestisit kullanımı sonrasında bu sürelere uyulmalı ve ürün erken hasat edilmemelidir.
5. Hasat ve Depolama Süreçlerine Dikkat Etmek
Hasat sırasında ve sonrasında uygun depolama koşulları sağlanmalıdır. Pestisitlerin zamanla parçalanması için yeterli süre verilmeli ve meyve-sebzeler uygun sıcaklıkta muhafaza edilmelidir.
6. Meyve ve Sebzeleri Doğru Şekilde Yıkamak
Burada da yanlış anlaşılmayı önlemek adına birkaç bilgilendirme yapmamız gerekir. Pestisit kalıntıları toz-toprak gibi fiziksel kirlenmeler olmadığı için bu kalıntılardan sadece yıkayarak kurtulmak mümkün değildir, ama bu kalıntılardan arınmak adına ürünleri deterjan vb. başka kimyasallarla yıkamak ta çok hatalı bir davranıştır, bir kimyasalı yok etme çalışırken ürünlere çok daha tehlikeli başka kimyasalların bulaşmasına sebep olunabilir. Ürünleri
Akan su altında iyice yıkamak,
Sirke veya karbonatlı suyla bekletmek,
Dış kabuğu soyulabilen meyve ve sebzeleri soymak,
Bu önlemler kalıntı miktarını tamamen yok etmese de azaltabilir. Ama her şeyden önce yaş meyve sebzelerdeki diğer kirleticiler olan toz toprak gibi fiziksel kirleticiler ve mikroorganizmalar gibi biyolojik kirleticilerin de uzaklaşmasını sağlamak için de yaş meyve sebzeleri yıkamak çok önemli bir önlemdir
7. Bilgi kirliliğinden kaçınmak
Bilgiye ulaşmak artık her zamankinden daha kolay. İnternet ve sosyal medyada sayısız içerik var, ancak bunların hepsi doğru mu? Ne yazık ki, kulaktan dolma bilgiler, eksik ya da yanlış paylaşımlar insanları hatalı yönlendirebiliyor. Özellikle gıda, tarım ve beslenme gibi doğrudan sağlığımızı ilgilendiren konularda bilgi kirliliğine karşı dikkatli olmak şart.
Peki, güvenilir bilgiye nasıl ulaşabiliriz? Bunun en iyi yolu, doğrudan bu alanda uzman olan kişilere ve yetkili kurumlara başvurmak. Ziraat mühendisleri, gıda mühendisleri gibi uzmanlar, bilimsel verilere dayalı bilgileri paylaşırken, kontrol ve sertifikasyon kuruluşları da ürünlerin güvenilirliğini denetler. Sağlığımız ve çevremiz için en doğru bilgiyi, gerçekten bu işin içinde olanlardan almak her zaman en güvenli yol olacaktır.
Sağlıkla ve bilgiyle kalın …